Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: Parka ve rozet de bir simge değil mi?
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 2 cevap var
OkumaGösterim: 690
Google Özel Arama

Gönderen Konu: Parka ve rozet de bir simge değil mi?  (Okunma sayısı 690 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    Alpnur

  • Güzel Üye
  • ****

  • İleti: 427
  • Nerden: İstanbul
  • Rep: +21/-9
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle Su Bilgi
  • Çevrimdışı
Parka ve rozet de bir simge değil mi?
« : 16 Ocak 2008, 17:07:38 »


 


Parka ve rozet de bir simge değil mi?

   Hasan KARAKAYA


Bu konu yıllarca konuşuldu, yıllarca tartışıldı... Halen de tartışılıyor... Bu milletin kadınları; "İslâm'la tanışma" şerefine erdiğinden bu yana, hep "örtülü" oldu, hep "tesettür"e büründü...

Adına "bürünçek" dedi, "yazma" dedi, yaşmak" dedi, "zar" dedi ama hep "örtündü"... Ne zaman ki; "başötüsü"nün bir "siyasi simge" olduğu iddia etmeye ve çözüm olarak da "türban"ı dayatmaya başladılar, ona da sesini çıkarmadı... Nihayetinde; "başörtüsü" de, "türban"da örtünmeyi ifade ediyordu... Ancak, ne oldu bilinmez ,"türban"ı bir "çözüm yolu", bir "uzlaşma formülü' olarak gösteren çevreler; bir süre sonra aynı "türban" için "siyasal simge" veya "dini simge" demeye başladılar!..
Yani, "başörtüsü"nü "türban"laştıran da onlardı, aynı türbanı "simge"leştiren de!.. Ve tabii, "simgeleri yasaklayan" da kendileri oldu!..
Aynen, "helvadan put" yapan "Mekke müşrikleri" gibi... Aynen, "Cahiliye Arapları" gibi!..
Biliyorsunuz; "Cahiliye dönemi"nin Mekke müşrikleri, sabahleyin "helvadan put" yaparlar, bir "mabut" gibi öğleye kadar ona "taparlar", acıktıklarında da yerlermiş!..
"Başörtüsü"nde de öyle oldu... "İnancı gereği örtünen" kız öğrencilerin "başörtüsü"ne bir süre sonra "türban" dediler!..
Ardından, türbanın bir "simge" oduğunu iddia ettiler!..
"Çok acıkmış" olmalılar ki, sonunda "türban"ı da yediler!..
Yani, yasakladılar!.
SİMGE DİYE, YASAK MI OLMALI?
Peki; "örtünenlere" göre "başörtüsü" olan, örtünmeyenlere göre ise "türban" olan örtü, gerçekten bir "simge/sembol" müdür?..
Ya da;
"Simge" de olsa, "sembol" de denilse, bunlar bir "yasaklama" gerekçesi olabilir mi?..
İşte Başbakan Tayyip Erdoğan, dün İspanya'da bu "soru"ya muhatap oldu... Kahvaltılı basın toplantısında yerli ve yabancı gazetecilerin sorularını cevapladı.
"Başörtüsünün bir siyasi simge olarak takıldığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı da suç kabul edebilir misiniz? Simgelere bir yasak getirebilir misiniz, sembollere bir yasak getirebilir misiniz?
Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?..
Buradaki dert başka aslında. Biz bunu çok iyi biliyoruz... Bugün Avrupa'da, ABD'de, değişik ülkelerde rahatlıkla başı örtülü olarak üniversiteye kızlar gidebiliyor. Oralarda bir sorun yok... Ama halkının yüzde 99'u Müslüman olan ülkemde böyle bir sıkıntı yaşanıyor maalesef...
Burada sorumluluğumuzun da farkındayız. Özellikle özgürlükler noktasında bunun çözümüne inanıyorum, öyle zannediyorum ki bunu da bizler en yakın zamanda çözeceğiz...
Çünkü millet bu sorumluluğu verirken özgürlükler noktasında bu haklarını da haklı olarak istiyor."
BAŞI AÇIKLIK DA BİR SİMGEDİR!
Erdoğan'ın sözleri bana göre son derece mantıklı, son derece isabetli.
Gerçekten de;
"Simgeyse simge!.. Sembolse sembol!.. Simge veya sembol diye başörtüsü yasaklanabilir mi?.. Hele de halkının yüzde 99'u Müsülman olan Türkiye'de?"
Farzedelim ki;
Başörtüsü, "siyasi bir simge"dir... Peki, "başörtüsüz" olmak da, yani "başı açık" olmak da "siyasi bir simge" değil midir?..
Deniliyor ki;
"Başörtülü bir hakim, başı açık bir sanık hakkında alayhte karar verir!"
Bir an için bu "tez"in, bu "iddia"nın doğru olduğunu kabul edelim.
Peki, sormazlar mı adama;
"Başı açık bir hakim de, pekâlâ başörtülü bir sanık aleyhinde karar veremez mi?"
Lamı, cimi yok;
Başörtüsüne ya da türbana, "siyasal simge" olarak karşı çıkanların tezleri teorik açıdan da, pratik açıdan da çürüktür, saçmadır!..
Çünkü, yaşadığımız şu dünyada, "simge" olmayan hiçbir şey yoktur!..
Alın, "parka"yı!..
Bir zamanlar "solcu veya devrimci gençler"in giydikleri "parka"lar da bir "sembol" değil miydi?..
Peki, o gün solcu dediğimiz, devrimci dediğimiz gençler, yani "parkalı gençler" ne istiyorlardı?
"Rejim değişikliği" değil mi?..
Ama ne için rejim değişikliği?
Onlara göre fakirlikle, yoksullukla mücadele mevcut rejim içinde olamazdı. Fakirle zengin arasındaki uçurumun giderilebilmesi için rejim değişikliği şarttı!..
Torpil, iltimas ve zengine itibar gibi parası olanın her şeye hakim olduğu bu rejim sürdürülemezdi, ona son verilmeli, "devrim" yapılmalıydı. Bu devrimi "parkalı gençlik" önderliğinde işçi sınıfı yapacaktı.
Yapamadılar, o ayrı mesele!..
Hatta, o günlerin "parkalı" gençleri, bugün "markalı birer işadamı" oldular, o da ayrı bir mesele!..
Peki, bugün "başörtülü gençler"in mücadelesi ne?..
"İnandıkları gibi, özgürce okumak!"
Dikkat edin, burada "ince bir nokta" var!..
Parkalı gençler "devrim" yaparak "rejimi değiştirmek" istiyorlardı!..
Bu yüzden "silah"a bile sarıldılar!..
Oysa, "türbanlı öğrenciler"in böyle bir mücadelesi yok!.. Onlar, "sistem"i reddetmiyor, "değişsin" istemiyor!.. "Sadece okumak" istiyorlar!..
"Özgürlük" istiyorlar!..
Ama, onlara diyorlar ki;
"Başınızdaki siyasal simgeyi çıkarın!"
ROZET DE BİR SİMGE DEĞİL Mİ?
Söyleyin Allah aşkına;
Bir öğrencinin yakasındaki "rozet" de, nihayetinde bir "siyasal simge" değil midir?.. Bu öğrenci; yakasındaki rozetle, "harhangi bir partinin mensubu" olduğunu göstermiyor mu?..
Şu hale bakın;
CHP'li, İşçi Partili ve hatta Türkiye Komünist Partili bir öğrenci, yakasındaki "parti rozeti" ile okula gelebiliyor ama "başörtülü" öğrenci gelemiyor?..
O niye?.. Siyasal simge?!!
Bu nasıl "simge" anlayışıdır ki; "başta" olunca yasaktır ama "yaka"da olunca serbest!.
Saçmalık değilse, nedir bu?..
Hem sonra, şu yeryüzünde "simge" olmayan, "sembol" olmayan ne var?..
İçinde namaz kıldığımız "cami"ler de "İslâm'ın sembolü" değil midir?..
Vatikan, evet bir "devlet"tir ama aynı zamanda "Hıristiyanlığın sembolü"dür!..
Ne yani; "sembol" diyerek bunları da mı reddedeceğiz, bunları da mı yasaklayacağız?..
Meselâ "hızlı tren"ler Japonya'nın sembolüdür, Eyfel Kulesi Fransa'nın sembolüdür, "inek"ler Hindistan'ın, Beyaz Saray Amerika'nın, Davos İsviçre'nin sembolüdür!..
AKILLI OLAN DIŞLAMAZ, KAZANIR!
"Onların sembolleri"ne hayranlıkla bakıp, "kendi sembolümüz"e burun kıvırmak ve hele hele yasaklamak, hiç de akıllı işi olmasa gerek!..
"Akıllı" olan, "dışlamakla" bir yere varılamayacağını bilir!.. Akıllı insan, "dışlamak yerine kazanmayı" deneyen insandır!..
Can Dündar, bir yazısında şöyle diyordu:
"Ben konuyu, "inanç hürriyeti" ya da "giyim-kuşam özgürlüğü" boyutunda ele almıyorum. "İsteyen açılır, isteyen örtünür" diyen liberallerden de değilim.
Tersine, itikadın yerine aklı koyan, cumhuriyeti kollayan, toplumcu, eşitlikçi bir fikir dünyasına mensubum.
Buna rağmen -aslında bu yüzden- üniversitede türban yasağına karşı çıkıyorum.
Çünkü:
¥ 1. Yasağın, siyasal simge haline gelen türbanı daha da cazip kılmaktan öte işe yaramadığını görüyorum...
¥ 2. Cumhuriyetin, özellikle de üniversitenin dışlayıcı değil, kucaklayıcı olması gerektiğine inanıyorum. Gençleri kazanması, buluşturup aydınlatması gereken üniversite, türbanlıya kapısını kapatarak en temel işlevini yerine getirmemiş ve asıl ulaşmayı hedeflediği kitleyi sokağa itmiş oluyor.
¥ 3. "Aynı kafa"daki erkekleri üniversiteye alırken başı örtülü diye kızları almamak, kadını erkekten ayrı yere oturtan softalarınkine benzer bir ayrımcılıktır. İnsan haklarına aykırı bu yaklaşımla kadını örtünmeye zorladığına inanılan erkekler ödüllendirilirken, "mağdur" cezalandırılıyor."
Hadiseyi "geniş açı"dan değerlendirenler, böyle düşünüyorlar... Bir de, "önyargılı" bakanlar, "dar ve sığ kafalı"lar var ki, onlar "işin mantığında" değil, "inatlaşmakla" meşgul!..
Ancak, ne derlerse desinler, bir noktada tıkanıyorlar... "Başörtüsü"ne "siyasal simge" diyorlar ama, "başörtüsüz" olanların da aslında bir "simge" olduğunu unutuyorlar!..
Dileğimiz, sayın Erdoğan'ın, bu işe bir an önce "çözüm" bulması!..
Bu mesele acilen çözülmeli ki, "tartışma gündemi"nden çıksın!.. Aksi halde; enerjimizi "birbirimizle boğuşmaya" harcar, sonra da oturur dizlerimizi döveriz;
"Elin oğlu nasıl ilerledi?"
Unutmayalım ki; "ilerleme"nin ve "kalkınma"nın ilk şartı, "özgür beyin"lere sahip olmaktır!..
Bırakın, "özgürce okusun" insanlar!..
Ve de, özgürce yaşasın!..
-------
CHP nal topluyor
Hep söylemişimdir... Bu ülkede “ne” yapıldıysa nerede “taş üstüne taş” konulduysa, hep “sağcı...muhafazakâr... dindar” denilen insanlar yapmıştır!..
Evet, onlar “taş üstüne taş” koymuşlar ama, sol partiler hep “tekerin önüne taş koymuşlar”dır!..
Bu ülkede, “ilk”lere, “yeniliklere” imza atanlar da, hep “sağcı...muhafazakâr... dindar” siyasetçiler olmuştur...
Onlar, hep “aksiyoner” olmuş ama sol “reaksiyoner” olmuştur!.. Daha doğrusu sol, hep “nal” toplamıştır bu ülkede!
Alın işte...
Başbakan Tayyip Erdoğan, “Alevi iftarı”na katılan “İlk Başbakan” olmuştur!..
CHP’liler “Aleviliğin edebiyatı”nı yaparken, Erdoğan Alevilerle aynı sofraya oturmuş ve “iftar” etmiştir!..
Şimdi “CHP’liler” de “Erdoğan’ı taklit” etmeye çalışıyor... Erdoğan, “Alevilerle birlikte iftar yemeği” yedi ya, Bay Deniz Baykal da, “aşûre yemeye” hazırlanıyormuş!..
Buna; “nal toplamak” değil de ne denir?.
''Ferhat'ın yenilgisini seyretmekten vazgeçin ve suya yol açın...''

 Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

    ђ๏Ŧєєz

  • Özel Üye
  • *
  • Avatar Yok

  • İleti: 6692
  • Nerden: eksi25 - Erzurum
  • Rep: +586/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • MSN Messenger - hofeez@sevdaligul.com
    • Profili Görüntüle E-Posta
  • Çevrimdışı
Parka ve rozet de bir simge değil mi?
« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2008, 20:24:40 »
Başından beri söylüyorum; böylesine kısır döngülerle uğraşan şahıslar her zaman için "geri zekâlı" olarak yer edinmiştir beynimde. Hasan KARAKAYA da üstü örtülü olarak bunu söylemeye çalışıyor bu geri kafalılara. Ama arsızın yüzüne tükürünce nisan yağmuru sanırmış. Bu da onun gibi bir şey işte... Çok şey söylemek istiyorum ama herkes her şeyi zaten biliyor. En başta Allah her şeyi görüyor ve biliyor. O yüzden fazla bir şey söylememe gerek yok...

Bu güzel ve "akıllıca kaleme alınmış" yazıyı bizlerle paylaştığın için teşekkürler Alpnur arkadaşım...
« Son Düzenleme: 16 Ocak 2008, 21:25:12 Gönderen: ђ๏Ŧєєz »

    Alpnur

  • Güzel Üye
  • ****

  • İleti: 427
  • Nerden: İstanbul
  • Rep: +21/-9
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle Su Bilgi
  • Çevrimdışı
Parka ve rozet de bir simge değil mi?
« Yanıtla #2 : 16 Ocak 2008, 21:16:48 »
Rica ederim.beğendiğine sevindim.
''Ferhat'ın yenilgisini seyretmekten vazgeçin ve suya yol açın...''

 Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
5 Yanıt
1263 Gösterim
Son İleti 27 Mayıs 2007, 11:50:41
Gönderen: sempatik
0 Yanıt
713 Gösterim
Son İleti 26 Nisan 2007, 23:41:31
Gönderen: scorpions
0 Yanıt
642 Gösterim
Son İleti 15 Haziran 2007, 11:15:26
Gönderen: Sut@nesi
0 Yanıt
573 Gösterim
Son İleti 23 Ekim 2007, 21:13:51
Gönderen: sevdaligul
5 Yanıt
747 Gösterim
Son İleti 22 Kasım 2008, 23:39:15
Gönderen: sevdaligul

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.