Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: Mehmed Akif Ersoy
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 1 cevap var
OkumaGösterim: 1390
Google Özel Arama

Gönderen Konu: Mehmed Akif Ersoy  (Okunma sayısı 1390 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    sevdaligul

  • Administrator
  • *

  • İleti: 13121
  • Nerden: Konya
  • Rep: +6511/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • GüLe SeVDaLı Bir GeNç
    • MSN Messenger - sevdaligul@gmail.com
    • Profili Görüntüle GüLe SeVDaLı BiR GeNçLiK
  • Çevrimdışı
Mehmed Akif Ersoy
« : 12 Ağustos 2007, 09:39:28 »


 
Mehmet Akif 1878 yıIında İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi Emine Şerife Hanım, aslen Buhara kökenli bir Türk'tür. Babası Mehmed Tahir Efendi ise bir Arnavut'tur. Mehmet Akif eğitim hayatına dört yasında Mahalle Mektebinde başladı. Daha sonra Rüştiye Mektebine (Ortaokul) devam etti. Rüstiye'den sonra okuyacağı okulu tercih etmesi gerekiyordu, Mehmet.Akif' te Mülkiye İdadi kısmına yazıldı ve üç yıl bu okula devam etti. Daha sonra dört yıllık Mülkiye Baytar Mektebi (Veterinerlik Okulu)'na devam etti ve dört yılda bu mektebi tamamladı. Baytar Mektebinin üçüncü sınıfında Akif şiirler yazmaya başladı. 1893 yılında Baytar Mektebini bitirip hayatını kazanacak duruma geldi. M. Akif eğitim hayatı boyunca Türkçe yanında Arapça, Farsça ve Fransızçayı da öğrendi.

Akif okuldan birincilikle mezun olunca, kendisini ve ikinci olan Simon Efendi adındaki Ermeni arkadaşını Ziraat Nazareti Umur-u Baytariye Şubesinde (Ziraat Bakanlığı Veteriner Dairesi) 750 Kuruş maaşla bir memuriyete atadılar. Mehmet Akif "Memuriyetimizin merkezi İstanbul olmasına rağmen, üç- dört yıl Rumeli'de, Anadolu'da, Arabistan'da bulaşıcı hastalıklar mücadelesinde dolaştık durduk" diyor. Akif bu zaman içinde köylülerimizi çok iyi tanımaya, onlarla dostluklar kurmaya başladı. Akif'in 1893 yılında girdiği memuriyeti 1913 yılına kadar sürdü.

1913 de Umur-u Baytariye Müdür Yardımcısı iken, bu vazifesinden istifa ederek ayrıldı. Bundan sonra bir taraftan Halkalı Ziraat Okulunda kitabet ve ayrıca Darulfünun Üniversitesinde de edebiyat dersleri vermeye devam etmiştir. Akif, ayrıca Darülhadis Başkanlığı görevine getirilmiştir.

Mehmet Akif, Tophane-i Amire Veznedarı Mehmet Emin Beyin ve Hasibe Hanımım kızı İsmet Hanım ile evlenmiş, kırk yıllık evlilik hayatlarında 6 çocukları dünyaya gelmiştir. Cocuklarından bir tanesi 1.5 yasında vefat etmistir

Mehmet Akif'in yayın hayatına girişi 1908 Meşrutiyetinin ilanından sonra baslar. Meşrutiyetin gelişi ile Akif adı artık gazete sütunlarında, dergilerde geçmeye başladı. Gerçi bu tarihten on yıl önce Resimli Gazetede bazı şiirleri çıkmıştı ama asıl 1908'den sonra ardı arkası kesilmeden kıymetli yazıları yayınlanıyordu. Şiirleri Sırat-ı Müstakim ve Şebiulurresat dergilerinde görüyoruz. Mehmet Akif'in yazdığı, bütün eserler; Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler, hep vatan için yazılmış eserlerdir. Bu yüzden Mehmet Akif milli bir vatan sairi olarak ün kazanmıştır.

1918 yılında imzalanan mütareke artık Osmanlı'ların sona erdiğine dair en kesin belge mahiyetinde idi. Galip devletler Osmanlı Devletini yok sayıyorlar ve onun terekesini aralarında bölüşme kavgası yapıyorlardı.

Bu arada Türk vatanı dört bucakta düşman istilasına uğramış, yurdun her yanına düşman askerleri çıkmış, hatta İstanbul bile, düşman filolarının tehdidi altında buluyordu.

Bu paylaşma, elbette ki Türk halkı tarafından karşılıksız kalamaz, sükunetle karşılanamazdı. Bu yüzden yurdun her yanında baş kaldırmalar ve milli hareketler başlamış, yurdu savunmak için yer yer milli kuvvetler teşkil edilmeye başlanmıştı. İşte bu sıralarda idi ki, Mehmet Akif de bu heyecana kendini kaptırdı ve ilk olarak Balıkesir'e gitti. Oradaki mücahitlerle görüştü. Onlara nutuklar söyleyerek, halkı ayaklanmaya ve bağımsızlığımızı sağlamak için savaşmaya davet etti.

1920 de İstanbul Hükümeti onun bu hareketlerinden kuşkulanmış ve onu bulunduğu Darulhadis Başkanlığından azlederek, hareketini kısıtlamak ve daha doğrusu kösteklemek istemişti. Ama Akif yılmadı. Yazılarına, vaizlerine devam etti. Milleti uyandırmaya bütün gayretini harcadı.

Artık baş kaldırma bütün yurt sathına yayılmıştı. Akif de bu arada Anadolu' da ki harekete katılmaya karar verdi. İstanbul' dan ayrılarak, Üsküdar'a geçti. Alemdağı Parkında arkadaşları ile buluştu. Oradan da gizlice İnebolu' ya geçti.

Bir müddet sonra Ankara' da çıkan (YENİ GÜN) gazetesinde onun Ankara' ya varış haberini okuyoruz. Az bir zaman içinde eşini ve annesiyle çocuklarını da Ankara' ya aldırttı.

Bu sırada Konya'da bir isyan hareketi baş göstermişti. Akif, bu haber üzerine Konya' ya gitti ve isyanın bastırılması hususunda hükümete yardımcı oldu. Konya isyanı bastırılınca, Akif Ankara'ya döndü ve hemen Kastamonu' ya gitti. Orada Nasrullah Camii'nde başlatılan mukaddes cihad için halka açıklayıcı ve onları mücadeleye çağırıcı vaazlarda bulundu. Vaazlarında, yapılan mücadelenin iç ve dış yüzünü hiç kimsede şüphe bırakmayacak şekilde açıklıyor, halkı aydınlatıyordu. Bu Serv Antlaşmasının memleketin başına getirdiği felaketi de bütün çıplaklığı ile halka anlatıyor, onlara padişahın esir ve satılmış olduğunu söylüyordu

Bu antlaşmayı kabul etmenin Türk milleti için ne kadar acıI ve ne kadar alçaltıcı olduğunu ve bu antlaşma ile artık Türk milletinin bir esirden başka bir şey olamayacağını onlara inandırmaya çalışıyordu. Onun bu vaazları ile, Kastamonu halkı giriştikleri mücadelenin ne derece Kutsal olduğunu iyiden iyi anlamıslardı. Mehmed Akif'in Kastamonu' da ki bu vaazları sonra basılarak bütün yurda dağıtıldı.

Akif Ankara' ya döndukten sonra, 1920 yılında Burdur milletvekili olarak meclise girdi. Meclisin her oturumunda hazır bulunuyordu.

1921 yılında İstiklal Marşının yazılmasına lüzum görülmüştü. Milleti ve Orduyu heyecana ve şevke getirecek böyle bir marşa şiddetle lüzum vardı. Bu iş için Meclis bir yarışma açtı ve kazanan için de 500 lira ödul koydu. Bu yarışmaya yurdun her tarafından bir çok şair katılmış ve yüzlerce marş müsveddesi gönderilmişti. Fakat hiç biri istenen heyecanı yaratacak mahiyette değildi. Bu marşın inanan ve aynı heyecanı ve hisleri yaşayan bir şair tarafından yazılması şarttı.

Marşın yazılması için Mehmed Akif'e teklif yapıldı. Fakat Akif, para karşılığında bir satır bile yazmayacağını açıkça söyleyince, kendisine karşılıksız bir marş yazması rica edildi. Mehmed Akif, bu teminattan sonradır ki, İstiklal Marşını yazdı ve karşılığında konulan 500 liralık ödul de bir hayır cemiyetine verildi.

12 Mart 1921 tarihinde Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Meclis kürsüsünde defalarca okunan ve alkışlanan İstiklal Marşnın sözleri, Milli Marşımız olarak kabul edildi.

Bu sıralarda Sakarya savaşı en buhranlı günlerini yaşıyordu. Düşman Ankara' ya bir hayli yaklaşmıştı. Öyle ki, Ankara' nın boşaltılması bile sözkonusu ediliyordu. Fakat bütün Millet Vekilleri hep bir ağızdan:
"Biz Ankara' ya geri çekilmek için değil, ölmek için geldik. Bir adım bile geri çekilmeyiz", diye direttiler. Ve zafer kazanıldı. 

Birinci Meclis 1923'de fes edildi ve yerine ikinci meclis atandı. Mehmed Akif'in ilk Meclisteki mebusluğu sona erdikten sonra, mebusluk için İkinci Meclise tekrar namzet gösterilmemişti. Ayrıca kendisine bir maaş da bağlanmamıştı. Vatan sairi M. Akif' in hayatı bundan sonra büyük sıkıntılar içinde geçecektir. 1923 yılında eski bir Osmanlı paşası olan Abbas Hilmi Paşa' nın daveti üzerine Mısır'a gitti.

Vatanından ayrı yaşadığı 10 yıl maddi ve manevi büyük sıkıntılar içinde geçti. Kendisi Mısır'da kaldığı süre içinde Mısır Üniversitesinde Türkçe profesörlüğü yaptı. Burada haftada iki saat ders verdi. Ayrıca, Diyanet İşlerinin isteği üzerine altı yedi yıl kadar Kuran' ın Türkçe tercümesi üzerinde çalıştı. Bu çeviri çalışması sırasında sağlığından çok şey yitirdi. Bu tercümeyi bitirdikten sonra, Türkiye'de ibadet için kendi tercümesinin kullanıIacağını öğrendi. Yedi yıl boyunca gecesini gündüzünü ve sağlığını verdiği eserini yakıp imha etti.

Kurtuluş Savaşı galibi Birinci Büyük Millet Meclisi Burdur milletvekili bu vatan sairi, Mısır'da yazdığı bir şiirinde şöyle der: 

......................
Evrad oku, efsunlu mürekkepli sular iç,
Bin bekle, bin uğraş... O peri gelmeyecek hiç! 

Lakin gelecek evlere şenlik, sıra derler,
Bakkal, kasap, eczacı, hekim, kahveci, berber, 

Ev sahibi, ekmekçi, manav, sebseci, fulcu,
Silip dökecek her biri koynundaki borcu. 

Sen, dil dökeceksin, edebilsem diye heyhat!...
Karşındaki yaranla bir ay sonra mülakat. 

Beyhude o diller, o nefesler, emekler,
Yaran seni terk etmeyecek, gitmeyecekler.
..................... 

MISIR, 16 Temmuz 1932 


Mehmed Akif, 1936 yılında ölmek için vatana geldiği zaman kendisine artık zorla maaş bağlanmış, yine de birikmiş olanları zamanında müracaat etmediği gerekçesiyle verilmemiştir. Ayrıca Akif'e bir iş de verilmemiştir.

M. Akif 27 Aralık 1936 yılında bütün hayatını vakfettiği sevgili vatanını ve edebiyat alemini terk ederek, gözlerini dünyaya kapadı. Cenazesi için devlet töreni düzenlenmedi. Fakat şairin cenazesi bütün gençliğin ve onu sevenlerin elleri üstünde Edirnekapı Şehitliğinde toprağa verildi.

Kaynak: Safahat (Giriş Bölümü)

Aklımdaki sensin
Fikrimdeki Sen
Sen tekderdimsin
Gülüm Benim

    hamarat

  • Güzel Üye
  • ****

  • İleti: 371
  • Nerden: adana
  • Rep: +38/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Karışmayın Bana
    • Profili Görüntüle
  • Çevrimdışı
Mehmed Akif Ersoy
« Yanıtla #1 : 16 Ağustos 2007, 17:48:44 »
Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı Ve EserLerinden Olusan İnteraktif Cd ..
Edebiyat meraklıları için güzel bir kaynak. Baktım göremedim bu konuya güzel bir ilave olur sanırım.




Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1126 Gösterim
Son İleti 19 Ocak 2008, 15:59:17
Gönderen: hamarat
0 Yanıt
1297 Gösterim
Son İleti 26 Haziran 2008, 16:40:05
Gönderen: MAT_ROCK23
0 Yanıt
764 Gösterim
Son İleti 07 Haziran 2010, 18:44:36
Gönderen: sevdaligul
0 Yanıt
1677 Gösterim
Son İleti 17 Aralık 2010, 20:58:12
Gönderen: sevdaligul
0 Yanıt
1029 Gösterim
Son İleti 20 Aralık 2010, 19:29:06
Gönderen: sevdaligul

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.