Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: HAYAT TECRÜBELERİ
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 2 cevap var
OkumaGösterim: 999
Google Özel Arama

Gönderen Konu: HAYAT TECRÜBELERİ  (Okunma sayısı 999 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    ђ๏Ŧєєz

  • Özel Üye
  • *
  • Avatar Yok

  • İleti: 6692
  • Nerden: eksi25 - Erzurum
  • Rep: +586/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • MSN Messenger - hofeez@sevdaligul.com
    • Profili Görüntüle E-Posta
  • Çevrimdışı
HAYAT TECRÜBELERİ
« : 29 Mayıs 2007, 20:53:10 »


 
Olgunluk, ruhun yaşadığı acıları taşımayı öğrenmesidir.

Gerçek bir yaşanmışlık beraberliğinde acıları da içinde bulunduran derin bir süreçtir. Yaşanmamışlık ise başka bir süreçtir. Her iki süreç sonlarında da hayat size bir bedel ödetir. Yani faturası vardır. Unutmayın yaşanmışlığın faturası her zaman yaşanmamışlığın faturasından daha azdır. Doğru ya da yanlış kurallara aykırı olsa da iç sesinize göre yaşayın kimseye göre değil

Mutluluk hiç bir zaman başka bir insanda bulunamaz. Mutlu olduğunuzu sandığınız o insanı kaybettiğinizde mutsuz olursunuz. Hemen hemen bütün insanlar benzer deneyimler yaşamıştır. Gerçek mutluluk insanın içinde olup ruh-beden dengesiyle sağlanabilir. Etrafınızda ki insanların hayatlarını biraz dikkatlice takip ederseniz pek de mutlu insan olduğu söylenemez. Herkes içindeki fırtınayı dindirebilmek için bir arayış içerisinde bir oraya bir buraya meyil edip durmaktadır. Kimi aşk peşinde, kimi para peşinde, kimi kariyer, kimi ise şöhret peşindedir. Ve bunları elde edebilmek için ruhların üstüne basarak, her yeri ve herşeyi kırma pahasına mücadele içindedir. Hayat denilen yaşam sanatı henüz insanlar tarafından çözülemediğinden gerçek zannedilen bu eylemler sonucunda herkesin elinde koca bir hiç kalmakta ve mutsuzluk daha da artmaktadır. İnsanoğlu kendi mükemmel iç dünyasına dönerek onu imar etmedikçe mutlu olması mümkün değildir. Şu anda insanların yaşadığı hayat elma şekeri misali olup elma şekeri bittiğinde elinde bir kazık parçası kalmaktadır. Peki hayat sanatı nasıl öğrenilebilir. Bu çok kolay bir iş olmayıp gerçek bir mücadele gerektirir. Mücadelenin temeli ise gerçek sandığı hayat olmayıp kendi iç dünyasında ve zihninde devrim niteliğindeki değişimle mümkündür. Eski mistiklerin ve mutasavvıfları n ölmeden ölmek dedikleri ve kapalı kapılar ardına sakladıkları kavramın temelini içteki bu devrim oluşturur. En büyük mücadele, büyürken bize öğretilen ve şartlandırıldığımız kavramların bizi zincirlerle bağlayıp esir ettiği gerçeğinin farkına vararak zihinsel özgürlüğümüzü elde etme mücadelesidir.

Hayat bizleri her zaman seçimlerle başbaşa bırakır. Her an bir karar verme süreci işlemektedir. Ve bizler farkında olarak veya olmayarak bu seçimlerimizi yaparak çeşitli neticeler elde ederiz. Bunun sonuçlarında katlanırız iyi veya kötü. Bu seçimler yapılırken de daima aklımızı kullanır ve hüsrana uğrarız. İnsanoğlu mükemmel  bir varlık olmasına rağmen yanlış yaşam biçimleri sonucu sezgi denilen yeteneğini kullanamadığından aklı yüzünden acı çekmektedir. Doğru olan, sezgi ile karar verip, verilen kararı akıl ile uygulamaktır. Böyle yapıldığında sonuç hep mutluluk verici olacaktır.

Ekonomi kitaplarında bir tarif vardır. Konu ile ilgili olanlar bilirler. Efendim ekonomi kıt kaynakların insan ihtiyaçlarını düzenlemesiyle ilgilenirmiş. Mealen böyle. Sürekli kendime sorduğum soru şu. Mesele insan. Peki insan nedir? Ruhsal olarak, psikolojik olarak, madde olarak çözülebilmiş midir? Bilim dünyası yüzyıllardır insan gerçeğini her yönüyle çözme çabası içindedir. Ve hala da başaramamıştır. Gerçek anlamda insan hala bilinemiyorsa ihtiyaçları nasıl bilinecektir. Bilinemeyen bir varlık için ihtiyaçlarını düzenlemeye çalışan bir bilim dalı. Bence komik.

Yaşam her zaman bizleri seçimlerle başbaşa bırakır. Çok önemli bir iş ile çok sevdiğiniz sevgilinizin size ihtiyacı aynı anda kesişebilir. Doğrusu nedir. İşiniz mi sevdiğiniz mi? Belki işi seçmezseniz işinizi kaybedecek ve zarara uğrayacaksınız. Benim çözümüm sevgilinizi seçmenizdir. İş her zaman bulunabilir ama sevgili hayat boyunca bulunamayabilir. Zaten insanlar böyle yapmadıkları ve hep işlerini seçtiklerinden hayatı ıskalamakta, sonra da keşke böyle yapmasaydım diyerek büyük bedeller ödemektedir.

Her canlı varlık gibi insanlar da doğar büyür ve ölür. Sonunda bu dünyayı terkeder gider. Kanun böyle yapacak bir şey yok. Giderken de hiç bir şeyi yanında götüremez ve bunu da bilir. Buna rağmen maddi kazanç elde etmek için her şeyi yapar. Sonunda kaybedeceğimiz şeyler acaba bizim için kazanç olabilir mi?

Hayat anlıktır. Bu konu üzerine yüzyıllardır, filozoflar çeşitli makalelerle düşüncelerini yazmışlardır. Bazen bir akşamüstü çok sevdiğiniz insanlarla bir araya gelir ve çok güzel saatler geçirirsiniz. Ama ne yazık ki sizi bekleyen bir iş veya bir sorun aynı anda çakışır ve siz mecburen o güzelliği bırakıp işinize gidersiniz. Bence işe gitmeyin. O güzelliği bırakmayın çünkü tekrarı yoktur. Yaşayın ve geçin. Göreceksiniz ki daha mutlu olmuşsunuz.

Anne babalarınızı sevin der bütün öğretiler. Buna karşı değilim. Bizi dünyaya getiren bu insanlara saygısızlık da etmememiz gerekir. Ancak sanırım herkesin ana ve babasıyla sorunu var. Eğer baba avukatsa oğlunu ya da kızını avukat yapmak için, eğer mimarsa mimar yapmaya yani her ne ise evladını kendine benzetmeye çalışır. Ve asla onun özgür bir birey olarak yetişmesine müsade etmeyerek yönlendirmeye çalışır. Doğru olan evladının kabiliyetlerini ve isteklerini keşfederek onun başarılı olabilmesi için mücadele vermektir. Hiç bir ana baba bunu yapmaz. Doğal olarak çatışma kaçınılmazdır. Sonuçta isyankar evladlar ve gaddarlaşmış ana babalar toplumda var olurlar. Sonuçta baskı altında kalan çocuklar bir yolunu bulup yapmak istediklerini gizlice yapar ve büyüklerinde bundan haberi olmaz. Anne ve babalarınızı sevin. Saygısızlıkta yapmayın. Asla onların yolundan gitmeyin ve iç sesinize göre yaşayın. Bu çok tehlikeli ama bir o kadar da sizi size bulduracak bir yoldur.

    PERİ

  • Bayan Administrator
  • *

  • İleti: 4321
  • Rep: +323/-1
  • Cinsiyet: Bayan
  • evli ve çocuklu
    • Profili Görüntüle www.sevdaligul.com
  • Çevrimdışı
Ynt: HAYAT TECRÜBELERİ
« Yanıtla #1 : 30 Mayıs 2007, 01:03:42 »
""Hayat anlıktır.""

bu güzel yazı için teşekkürler arkadaşım.  (ışık oluyor))))

    er.turan

  • Güzel Üye
  • ****

  • İleti: 493
  • Nerden: İstanBul
  • Rep: +8/-2
  • Cinsiyet: Bay
  • Bedenim öldü, Ruhum acı çekiyor.
    • Profili Görüntüle E-Posta
  • Çevrimdışı
Ynt: HAYAT TECRÜBELERİ
« Yanıtla #2 : 30 Mayıs 2007, 08:00:00 »
emeğine sağlık arkadaşım.çok teşekkür ederim.
Ne seni yaşabiliyorum, ne de severim sandıklarımla mutlu olabiliyorum.


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
811 Gösterim
Son İleti 04 Mart 2007, 20:12:26
Gönderen: YigitCan
0 Yanıt
765 Gösterim
Son İleti 04 Mart 2007, 20:43:01
Gönderen: YigitCan
0 Yanıt
673 Gösterim
Son İleti 04 Mart 2007, 20:50:24
Gönderen: YigitCan
0 Yanıt
802 Gösterim
Son İleti 04 Mart 2007, 21:14:46
Gönderen: YigitCan
2 Yanıt
1541 Gösterim
Son İleti 17 Nisan 2007, 16:54:01
Gönderen: BİTANEM

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.