Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: - Gri Şehir... Ankara'da Aşık Olmamalı İnsan !
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 0 cevap var
OkumaGösterim: 835
Google Özel Arama

Gönderen Konu: - Gri Şehir... Ankara'da Aşık Olmamalı İnsan !  (Okunma sayısı 835 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    Sut@nesi

  • Özel Üye
  • *

  • İleti: 2090
  • Rep: +114/-1
  • Cinsiyet: Bayan
    • MSN Messenger - sutanesi@sevdaligul.com
    • Profili Görüntüle
  • Çevrimdışı
- Gri Şehir... Ankara'da Aşık Olmamalı İnsan !
« : 06 Haziran 2007, 17:50:46 »


 
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap

Kaç alın yazdıysan bana, kendimin saydım biliyorsun.

Kaç adım kaldıysa adına, zincirleme kazadır hepsi...

Sussam, gözlerin neyi hak edecek ki...

Yarı çıplak bir iklimin serüvenine takılmıştı gözlerim.

Kabuğu soyulmuş, hamsı cinnetlerin tadını çıkarıyordum.

Sene bilmem kaç.

Gürül gürül yanan gözlerinin sahte teferruatında kızartırken aldanmışlığımı,

üzerine yeminler ettiğin adımdan tiksiniyorum.

Helalinden saydığım ne varsa, ağzımda paramparça.

Kaldırıp atmaya tenezzül etmediğin serseriliğime paha biçiyorum.

Benim senin kadar acemi terklerim olmadı...

Söylediğim her 'hayır! 'dan kaçmak isterken, karşıma ustalığın çıktı.

Ardıma bakarak irktiğim oldu, aklımı başıma seferber edemeden yittiğim...

Hepsinden habersizsin!

Kendisi toplamlarından çıkarıldığında,

toplamlarının toparlanamadığı bir hesapsızlıkken sen,

hesapta olmayan üveyliklerin zamansız yordu.

Şimdi kalkıp gitmek vardı içinden...

Neden durup bakmadın parmaklarıma basarken?

Neden 'sür! ' dedin kelimelerini, cahillik diz boyuyken saltanatında?

Su toplamış göz bebeklerime batırdığın çuvaldızlar, kendine iğnesiz şimdilerde.

Başkasına başkalaşmayacak değilsin!

Yeter ki, rahat bırak elif- ba'larımı...

Düş-tün,

Düştüm…

Düş tümceli italiklere uğurlarken mağrurluğumu, gözümden düştüm.

Koridorlara sığdırdığım kentler soğudu, kalbim ürpermiyor artık ölülerden.

Senin de bir ölü olmadığını kim ispatlayabilir?

Kim kaldırır yol üstü cinayetlerinden aşklarını?

Limanını terk ettiğin gemilere dönmeye gücün yok!

Tükeniyorsun, görmüyor musun?

Bu sıkı yönetim, bu karatma geceleri, bu suç,

sokağa “çıkma” yasağını yasaklamak için avutulmuştu günlerce ellerimizde.

Yazık! Aforoz ettin aklımı hiç yere.

Kurallı- bileşik suçlarına suç ekledin.

Susuyorsam, cezanın da bir suç olduğunu bildiğimdendir.

Susuyorsam, kahrolsun hümanizm!

Susuyorsam, cinayetsin bakışlarıma…

Yalnızca başını hatırladığım ilkel bir yalnızlığın belirginliğiydin.

Arada başı bozuk ispiyonlar vardı, bacaklarımdan düştüğün yollar…

Dizlerime sahip çıksaydın, anlardın alnında ağrıyan kış uykularını.

Bilseydin, bu kadar ürkmezdin kendinden.

Ki yoktun sen.

Yoldun ya da.

Ve ben seni, “yolculuk” oynarken kaybettim.

Yollarımda, mızıka çalan şehla şehirler yoktu.

İntihar süsü verilmemişti henüz aşklara.

Şehirlerarası bakışmalar olanaksızdı.

Kelime oyunları, boynu bükük zafer işaretleri kadar coplanmamıştı “nezakethanelerde…”

İşte bu yüzdendi bütün kazalara “sen” deyişim,

işte bu yüzden düşüyordun alfabenin en kaygan yerinden.

Yıldızlarca değil, yıllarca uzaktın benden.

Gökten üç elma düşse, ağlardım gizliden…

Kendime gitmenin vaktini geçiyor yelkovan kuşları.

Ne çıkar tutmuşsam saçlarını rüzgarın,

koşmuşsam peşinden ciğerlerim patlayana kadar,

caymışsam sevdamın ev sevdi yerinden.

Bir ayvaz ağıdı seğirtip yakaladı işte şahdamarımdan.

Ne fark eder beni sevmişsin, sevmeye yeltenmissin, sevmemeliymişsin…

Ben kendi aşkımdan sorumluyum!

Kentsizliğine acıyorum kahkahalarımla.

Cesedindeki şiirleri yolduğun tırnaklarımdan soyunuyorum.

Seni bağışlamıyorum!

Ne kendime,

Ne yollara,

Ne de vaadi yitik istirhamlara.

Bugün, saçlarımı kestim zülfükarla. Belki artık beğenmezsin beni.

Sola dönüşü olmayan tabelalardan, bir gün sökeceğim sokağını

ve öylece kaybedeceksin beni ciltsiz kusurlarımda.

Beni hep arayacaksın…

Kilometreleri ben koymadım ki oraya!

Neden “bitsin! ” denilen yerden sökülmüyor bu sevda, mani oluyorsa sana?

Neden masallarla uyuttun kulağıma söylediğin türküleri?

Hiç hakkım yok mu uçaklarla selam söylemeye gözlerine?

Hırpalanmış sesinin içinde bile, suçunu gizleyecek kadar suçlusun!

Gökten üç elma düştü,

Gözümden üç kent,

Ağlamadım açıktan…

Anladım.

Ankara’da aşık olmamalı insan…
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Üye Ol ya da Giriş Yap


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
691 Gösterim
Son İleti 16 Eylül 2008, 20:16:30
Gönderen: sevcan turğut
0 Yanıt
757 Gösterim
Son İleti 23 Kasım 2008, 23:12:08
Gönderen: sevdaligul
1 Yanıt
926 Gösterim
Son İleti 16 Aralık 2008, 16:25:08
Gönderen: adada hayat
1 Yanıt
713 Gösterim
Son İleti 04 Nisan 2009, 18:10:58
Gönderen: klytie
0 Yanıt
794 Gösterim
Son İleti 10 Haziran 2011, 19:59:50
Gönderen: sevdaligul

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.