Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: ERZURUM'UN TARİHİ
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 1 cevap var
OkumaGösterim: 4751
Google Özel Arama

Gönderen Konu: ERZURUM'UN TARİHİ  (Okunma sayısı 4751 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    hayat güzel

  • Sevdalı Üye
  • *****

  • İleti: 2263
  • Nerden: İZMİR
  • Rep: +70/-4
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
  • Çevrimdışı
ERZURUM'UN TARİHİ
« : 01 Şubat 2008, 14:06:34 »


 


 
 Erzurum
 
 
 

ERZURUM'UN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

Ülkemizin doğusunda yer alan Erzurum, oldukça eski yerleşim birimlerinden biridir. 395 bin kişinin yaşadığı bu kent, Palandöken dağı eteklerinde kuruludur. Erzurum, son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Erzurum'a kara, hava ve demiryolu ile ulaşmak mümkündür. Son yıllarda "Kış Sporları Merkezi" diye de anılan Palandöken'de faaliyete giren 3, 4 ve 5 yıldızlı otellerin yanında, kent merkezindeki turizm belgeli otelleriyle de konaklama sorununu aşan Erzurum, kendine özgü yemekleriyle de bilinir. Tarihi yönden de çok sayıda eski eseri bünyesinde barındıran kent, turizmin yanında bir kültür merkezi olarak da anılır.

İstanbul'a 1229, Ankara'ya 880, Adana'ya 831, İzmir'e 1462 ve Trabzon'a da 300 km mesafede bulunmaktadır.
 
 
 
 
ERZURUM'UN TARİHİ

Bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde, daha önce tarihin çeşitli dönemlerinde Karin, Karna, Garin, Kornoi, Kalai ve Karnak şeklinde isimlendirilen bir şehir bulunduğu bilinmektedir. Yine aynı tarih dönemlerinde Erzurum Ovası’nın batı bölümünde Erzen, Erzeron isimli bir şehrin var olduğu tarihi kaynaklarla sabittir.
Bizanas İmparatorlarından II. Teodosious (M.S. 408-450) zamanında Erzurum Ovası’nı doğudan gelen İran saldırılarından korumak amacıyla, Karin şehrine hakim bir tepe üzerinde bir kale inşa edilmiş olup, kale içindeki şehre de imparatorun adına izafeten “ Teodosiopolis” adı verilmiştir. Bugünkü Erzurum şehrinin yerinde kurulmuş olan Karin (sonradan Teodosiopolis ) ile Erzurum Ovası’nın batı bölümündeki Erzen şehri iki ayrı şehirdir.


Bizans kaynaklarında Teodosipolis olarak geçen şehre, Araplar Kalikala adını vermişlerdir. Kalikala Arapça’da “Kali’nin ihsanı” anlamına gelmektedir. Arap tarihçilerden Belazuri (ölümü 892) ye göre, şehir bu adını kurucusundan almıştır. Bizans döneminde bölgeyi ele geçiren bir beyin karısı olan Kali, bir şehir yaptırmış ve şehre de Kalikala adını vermiştir. Araplar bu isim kendilerine göre Kalikala şehrinde kullanmışlardır.
M.S.1048 ‘de Doğu Anadolu’yu fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri , Yinal oğlu İbrahim Bey komutasında, ovanın batısında ki Erzen (Arze) i zaptetmişlerdir. Erzen’in bu kuşatmada bi harabe halini almasından sonra, geride kalanlar bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerdeki Kalikala’ya sığınmışlar ve şehre de Erzen adı vermişlerdir. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen şehrine ise Türkler , Kara Erzen demişlerdir. Bu isim zamanla halk dilinde Kara Arza, Kara Arz ve nihayet Karaz şeklinde söylene gelmiştir.
Erzurum’la ilgili muhtelif tarihi metinlerde, kitabelerde ve basılan paralarda Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum , Arz-ı Rum isimleri kullanılmıştır. Erzurum adı bu isimlerin halk dilinde kullanılmasına göre şekil almış ve günümüze kadar gelmiştir.


BİZANS DÖNEMİNDE ERZURUM

Roma İmparatorluğunun M.S. 395’ de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır.M.S. 395’ den VII. yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin mücadeleleri olmuştur.
M.S. 408 - 450 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine, bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir.O zamana kadar Kalikala olarak adlandırılanErzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten Teodosiopolis şeklinde isimlendirilmiştir.
Şehir ve çevresi 504 yılında İran’ dan gelen Sasanilerin eline geçmiş, ancak kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır.


SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM

Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI. Yüzyılın başlarına rastlar. Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif kesimlerine yerleşmelerine imkan sağlamıştır.
Selçuklular tarafından Erzurum ve çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı tarfından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yınal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır. Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden Erzurum Ovası’ nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir. 6 gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele geçirilmiştir.Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır. Erzen şehri bu kuşatmadan sora yıkılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek harabe şehir halini almıştır.Bu yıkımdan sonra şehre Kara Erzen denilmeye başlanmıştır.Bu sözcük, halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edilegelmiştir.
Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir.Ordusuyla Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir.Bu tarihten, Anadolu’ nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hakimiyetini getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir.
1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Ebl – ul Kasım’ a verilmiştir.Eb – ul Kasım , Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’ nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur. Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içine zamanla Bayburt , İspir, Koçmaz, Micingert, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve yerleşim yerleri dahil edilmiştir.


İLHANLILAR DÖNEMİNDE ERZURUM

Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hakimiyeti altına girmesi, Gazan Mahmut Han zamanında ( 1304 – 1317 ) rastlar.Gazan Han’ dan sonra başa geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir. Bu döneminde yine bir çok tarihi eser inşa ettirildi. Olcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir Çoban’ ın oğlu Timurtaş’ a verildi.Emir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’ a kaçtı. Erzurumun yönetimi de sonradan Eretna Bey’ e verildi. 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti.

KARAKOYUNLULAR VE AKKOYUNLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM

Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi.1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine son verdi.Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti.Bu sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur 1400’ de tekrar Erzurum’ a geldi.Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan geçirdi. Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve Akkoyunlularla, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu. Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi.
Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının kılıçtan geçirildiği bilinmektedir.Bu saldırılar şu şekilde özetlenebilir.
1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zaptetti, ve kaleyi kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü.
1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi.
1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti.
1458 ve 1466’ da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında Erzurum’ dan geçti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu.

OSMANLI DÖNEMİNDE ERZURUM

Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl sürdü.Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hakim olan kargaşa, yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terk etmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştan başa imar edildi.Kanuni’ nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü.
Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti.Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumundaydı. Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu Karadeniz Dağlarından Ordu’ daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı.Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden müteşekkildi.Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş – kali, Aşkale, Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi.
Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan kaldırıldı.1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi, Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi.Artan İran baskıları karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir ettirdi.


MİLLİ MÜCADELEDE ERZURUM

Anadolu'nun hiçbir yerinde I. Dünya Savaşı'nın dehşeti Erzurum'daki kadar görülmemiştir. Harp, göç, katliamlar, tifüs gibi çeşitli felaketler her şeyi yok etmişti.
30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi' nin imzalanmasıyla bölgede yeni bir durum ortaya çıkmış, mütarekenin 7 ve 24. maddeleri Erzurum halkını büyük bir telaş ve kuşkuya sevk etmiştir. Bu maddeler Vilayet-İ Şarkıye' yi adeta Ermenilere peşkeş çekiyordu. Doğu Anadolu'da Ermenilerin büyük Haycsdan (Ermenistan) idealleri karşısında Erzurum insanı kendi üzerine düşen milli görevi yerine getirerek, 10 Mart 1919'da Vilayet-i Şarkıye-i Müdataa-i Hukuk-u milliye Cemiyeti' nin bir şubesini Erzurum' da açtı.

MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA

İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.
Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti.
Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantıya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.


ERZURUM KONGRESİ
(23 TEMMUZ - 7AĞUSTOS 1919)

Erzurum Kongresi, I. Dünya Savaşı’nın uğursuzluğunu acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) uygulanmaya başlandığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı mütarekenin 24. Maddesi: “Vilâyat-ı Sitte’de karışıklık çıktığı takdirde, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgal hakkını İtilâf Devletleri muhafaza ederler” şeklinde düzenlenmişti. Söz konusu vilâyetler: Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas vilâyetleridir ve mütareke belgesinin İngilizce olan metninde bu vilâyetler “Ermeni Vilâyetleri” olarak ifade edilmiştir. Bu durum, öteden beri varlığı hissedilen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirmiş ve meseleye yönelik duyarlılık ilk olarak kendini, İstanbul’da, “Vilâyat-ı Şarkıyye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti”nin kurulmasıyla göstermiştir.(Aralık 1918) Daha sonra Mart 1919’da Erzurum’da bu cemiyetin bir şubesinin açılmasıyla beraber bölgedeki teşkilatlanmanın öncülüğü yapılmış, bundan sonra Erzurum, Milli Mücadele’nin temellerinin atıldığı önemli merkezlerden biri haline gelmiştir. Şehrin Ermenilere verileceği söylentileri bir panik havası yaratmış, bu ortamda halk cemiyete sıkı sıkıya bağlanıp bölgenin ve vatanın kurtuluşu için çare yolları aramaya başlamıştır.
Bu süreç içerisinde toplanan Erzurum Kongresi, savaşlar, antlaşmalar ve mücadelelerle uzayıp gelen tarih zincirinin önemli bir halkasını oluşturmuştur.

Kongrenin ilk günü yapılan oylama ile Mustafa Kemal Paşa, Kongre başkanı seçilmiştir. 23 Temmuz’da başlayıp, 7 Ağustos’a kadar süren kongrede alınan kararlar şu şekilde özetlenebilir:

1- Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez;
2- İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır;
3- Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti’nin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır.
4- Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecektir;
5- Kongre toplantıda değilse bunu Heyet-i Temsiliye üstlenecektir;
6- Kuvâ-yı Miliyeyi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır;
7- Hıristiyan azınlıklara siyasî hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez;
8- Manda ve himaye kabul edilemez; Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır

   ERZURUMUN TARİHİ ESERLERİ


Saltuklu döneminde başkent olan kent Saltuklu, Selçuklu, İlhanlı, ve Osmanlı döneminde çok sayıda yapı ile süslenmiştir.

Erzurum Kalesi (iç kale):Yaklaşık 2000 m yükseklikte bir kente hakim bir tepeye 5. yy. da doğu roma imparatoru Thedosios tarafından yaptırılan kale Emevi ,Abbasi, Saltulklu , Selçuklu ,İilhanlı ve Osmanılar döneminde onarılmışıtır.son zamanlarında Türkler tarafından kışla olarak kullanılmıştır.Kaynaklarda kalenin üç surla çevrili olduğu , 110 burç ve kalesi olduğu bildirilmektedir.Surların Tebriz kapısı ,Gürcü kapısı(Kars kapı) ,Erzincan kapısı ve yeni kapı(harput kapı)adlarıyla bilinen 4 girişi bulunmaktadır.

Kale mescidi :1154 de Saltuklular döneminde İzzeddin Saltuk tarafından ,İçkalenin güneyinde yarım silindirik burca dayalı olarak yaptırılmış,kalenin en eski yapısıdır.Küçük kare mekan , içten pandadiflerle oturan beş dizi kubbeyle, dıştan silindirik gövde üstünde konik bir külah örrtülüdr.

Tepsi Minare(Saat kulesi):Kule, orta çağlarda gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır.Osmanlı mimarisini barok döneminde saat kulesine çevrilmiştir.Saltuklu döneminde Ebul Muzafferuddin Gazi tarafından saat kulesinin çevresine Saltuklu beylerine bir methiye yazılmıştır fakat şu anda pek okunmaktadır.bu yazı 1124-1132 yıllarında yazılmıştır.

Ulu Camii:Yurdumuzun hemen her tarafında olduğu gibi burada da halk şehrin en büyük camisine "Ulu Cami" der.bu caminin ilk adı aslında Kutabey Camidir.cami 1179 yılında Saltuklular döneminde Melik Nasreddin Mehmet (Kızılarslan Mehmet)tarafından yaptırılmıştır.28 kılınca fil ayağı ve çevre duvarlar üstünde sivri kemerler ve tonozlar örtülüdür.Muhtelif asırlarda tamir gören caminin 2 si doğuya 3 ü kuzeye açılan 5 kapısı vardır.

Lala Paşa Camii:Şimdiki cumhuriyet caddesinde Yakutiye Medresesinin doğusundadır.kale planlı muntazam kesme taştandır.ortata 4 fil ayağı, kenarlarda 4 istinaf kubbesi ve 4 tonoz üzerinde ortada büyük kubbelidir.muhtelif yıllarda tamir gören camii Mimar Sinan imzası taşır.camii erzurum valisi Lala mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Murat paşa Camii:Murat mahallesindeki Erzincan kapı çarşısındadır.2.selim döneminde Erzurum beylerbeyi Kuyucu Murat Paşa tarafından yaptırılmıştır.kare mekanlı tek kubbeli yapılardandır.Ahşap minber ve kapıları Osmanlı mimarisinin güzel örneklerindendir.minaresi camiye bitişik değildir, bu mimaride Erzurum'daki tek camidir.

Bakırcı Camii:4 taş sutunun yükseltiği 3 yuvarlak kubbe örter.Kırmızı kamber taşıyla yapılan minaresi sağlamdır.

Diğer Camiler:Gürcü Kapı Camisi(Ali Ağa),Narmanlı Camii,Derviş Ağa Camii,Gümrük Camisi,Kurşunlu Camisi (Fevziye camisi),İbrahim Paşa Camisi,Caferiye Camii,Esat Paşa Camii, Cennet zade Camii, Pervizoğlu Camii,Boyahane Camisi, Gürcü Mehmöet Paşa camisi, Ayaz Paşa Camii, Yeğenağa Camii, Köse Ömer Ağa Camii, Kasım Paşa Camii, Ali paşa Camii, Kadana Cami, Zeeeynel Camii, ibrahim Paşa camii'dir.

Çifte Minareli Medrese (Hatuniye Medresesi):ulu caminin yanında mimarisi süslemeleri ve planı ile bir baş yapıttır.selçuklular dönemine aittir.içersinde bir çok oda ve büyük bir avlu kalmıştır diğer bahçe, hol zamanla yıkılmıştır.İçerisinde Aladdin Keykubatın kızınında türbesi bulunmaktadır.

Yakutiye Medresesi:4 eyvanlı kapalı avlulu bir medresedir.İlhanlı şaheserlerinden olan medrese kubbe yada pozla örtülü kapalı medreseler içinde ayakta kalabilmiş tek örnektir.Minaresi küçük çinilerle süslenmiştir.Muhtelif zamanlarda tamir görmüştür.son tamiri esnasında söylenen şu mısralar gerçekten çok güzeldir:

Ne diye vurmaktasın kazmanı beyhude yere

O senin kişiliksiz betonarmen mi?..Sefil.

Kümbetler:En önemlileri Üç Kümbetler'dir.fakat bulundukları yerde 4 kümbet vardır bunların kimlere ait oldukları bilinmemektedir.En büyüğünün üstünde hayvan takviminin işaretleri bulunmaktadır.Diğerleri ise Gümüşlü Kümbet, Karanlık Kümbet, Cimcime Sultan Kümbeti, Rabia Hatun Kümbeti,Ali Baba Türbesi, Mahmut Paşa Türbesi, Ebu İshak Kazirun Türbesi, Abdurahman Gazi Türbesi.

Rüstem Paşa Bedesteni:Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinde biridir.zamanın kapalı çarşısıdır halen içersinde Oltu taşı kuyumcular esnafı faaliyet göstermektedir.

Hamamlar:Erzurum tarihte hamamları en çok olan şehirlerden biridir.Ancak bakımsızlık yüzünden bir çoğu yıkılmış veya yok olmuştur.Bu hamamlar;Kırık Çeşme Hamamı,Pastırmacı Hamamı, Boyahane Hamamı, Lala Paşa Hamamı, Saray Hamamı, Gümrük Hamamı, Çİfte Göbekli Hamamı, Şeyhler Hamamı, Küçük Hamam ,Tahta Hamam,ve Murat Paşa Hamamı olarak sıralanabilir.

Bunların dışında ilçe ve köylerinde bir çok tarihi esere rastlanır.bunlar genelde uc beyliklerinin kaleleri camiler hamamlardan oluşur.


 


 
 

    ђ๏Ŧєєz

  • Özel Üye
  • *
  • Avatar Yok

  • İleti: 6693
  • Nerden: eksi25 - Erzurum
  • Rep: +586/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • MSN Messenger - hofeez@sevdaligul.com
    • Profili Görüntüle E-Posta
  • Çevrimdışı
ERZURUM'UN TARİHİ
« Yanıtla #1 : 01 Şubat 2008, 15:53:20 »
Memleketim ya... Çok aşırı soğuk olsa bile çok seviyorum memleketimi. Emeğine sağlık arkadaşım; zaten bildiğim ve gördüğüm yerlerle ilgili bilgileri bir de okuma imkânı verdiğin için teşekkürler...


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
7465 Gösterim
Son İleti 12 Mart 2007, 21:32:57
Gönderen: ђ๏Ŧєєz
3 Yanıt
1013 Gösterim
Son İleti 02 Ağustos 2007, 16:28:15
Gönderen: roza73
2 Yanıt
1412 Gösterim
Son İleti 13 Mart 2008, 07:52:55
Gönderen: BİTANEM
6 Yanıt
11692 Gösterim
Son İleti 12 Şubat 2012, 19:55:49
Gönderen: mC kARAoKEY
0 Yanıt
1261 Gösterim
Son İleti 16 Mayıs 2010, 22:47:08
Gönderen: sevdaligul

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.