Ayrıntılı Konu Bilgileri
Sayfa BaşlığıKonu: Bilim Adamlarına Işık Tutan Rüyalar
Mesaj SayısıMesaj Sayısı: 1 cevap var
OkumaGösterim: 1011
Google Özel Arama

Gönderen Konu: Bilim Adamlarına Işık Tutan Rüyalar  (Okunma sayısı 1011 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

    ђ๏Ŧєєz

  • Özel Üye
  • *
  • Avatar Yok

  • İleti: 6692
  • Nerden: eksi25 - Erzurum
  • Rep: +586/-0
  • Cinsiyet: Bay
    • MSN Messenger - hofeez@sevdaligul.com
    • Profili Görüntüle E-Posta
  • Çevrimdışı
Bilim Adamlarına Işık Tutan Rüyalar
« : 01 Ekim 2007, 22:04:50 »


 
DİKİŞ MAKİNESİ:
 
Mühendis Elias Howe, uzun çalışmalar sonunda dikiş makinesi yapmayı basardı.
İlk yaptığı iğnelerde delik, iğnenin ortasında idi. Fakat iğne üzerindeki deliğin uygun yere açılmayışı istenilen sonucu vermiyor ve bunun sonucu olarak dikiş makinesi dikmek de mümkün olmuyordu. Howe, gece gündüz beynini buna yoruyor ama bir çıkış yolu bulamıyordu.
Bir gece rüyasında vahşi bir kabilenin eline esir düştüğünü gördü. Kabile reisinin önünde iğnesiz bir dikiş makinesi duruyordu.

- Elias Howe! diye kükredi kabile reisi. Sana bu makineyi derhal tamamlamanı emrediyorum, aksi halde öleceksin!..

Zavallı Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk bir ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği bir turlu gideremiyordu. Öyle gerçek gibi görünen bir rüyaydı ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Esmer tenli cengâverler, onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar.
İnsan boyunu asan, yere çakılı kalın gövdeli bir kazığa sıkıca bağlanan Howe her şeyin bittiğini anladı. Kendisinin bile anlayamadığı bir takim dualar mırıldanmaya başladı.

Sonra reisin gök gurultusunu andıran bir sesle "öldürün" dediğini duydu.

Yerli muhafızın mızrakları gövdesine saplanmak üzere havaya kalktığında, birden bir şey fark etti. Mızrakların ucunda bulunan göz seklindeki delikler, düşünüp de bir turlu keşfine eremediği dikiş iğnesinin ta kendisiydi. Mızraklar tam göğsüne saplanırken uyandı.

Hemen laboratuarına kosan Howe, böylece rüyası sayesinde dikiş iğnesini de bulmuş ve makinesini çalıştırmıştı.
 

MODERN ATOM TEORİSİ NASIL KEŞFEDİLDİ?

Niels Bohr adli bir yüksek okul öğrencisi genç, söyle bir rüya görür:

"Kendisi, günesin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor ve gezegenler, ince ipliklerle bağlı oldukları günesin etrafında dönüyorlardı. Her gezegen Bohr'un yakınından geçerken bir de düdük çalıyordu. Sonra yanan gazlar soğuyup katılaştı, güneş ve gezegenler uzaklaşıp gitti ve Bohr uyandı. Bu rüya, güneş sistemi ile atom yapısı arasında bir benzerlik olduğunu gösteriyordu. Böylece, atomun ilk modern tablosu ortaya çıktı. Ortada bir çekirdek (nucleus) ile bunun etrafında dönen elektronlar... Yani modern atom teorisi, bir rüya ile başlamış oluyordu."
 

RÜYA BİR BAŞKA İLİM ADAMININ YARDIMINA KOŞUYOR:

19. Asrın ortalarında ilim adamlarını hayrete düşüren bir olayın hikâyesi bilim tarihinin sayfalarında yerini aldı.

Kimya ilminde büyük bir adimin atılmasına yol açan olay, Alman kimyacısı Friedrich August Kekule'nin rüyasıydı.
1850 yıllarında İngiltere’nin sisi eksek olmayan şehri Londra'da çalışmalarını sürdüren Kekule, yorgun argın laboratuarından oteline dönerken otobüste uyuyakaldı. Ve biraz sonra da rüya görmeye başladı. Rüyasında atomlar zıplayıp oynayarak karsısında dans ediyorlar, bazıları da elele verip zincir seklinde bir halka meydana getiriyorlardı.

Arabanın fren yapmasıyla Kekule uyandı. Fakat rüyası ona çok şeyler öğretmişti. Gördüklerini formül haline getirip defterine kaydetti. Rüyadan yaralanarak ortaya attığı teori ile meşhur oldu ve kimya ilminde de büyük bir hamlenin onculuğunu yaptı.

Aradan 15 sene geçti. Bir kıs günü Kekule, çalışma odasının şöminesinde yanan odunların çıtırtısını dinlerken uyuyakaldı ve yine rüya görmeye başladı. Yine rüyasında atomların hoplayıp zıplayarak dans etmekte olduğunu ve onları birbirine kenetleyen zincirlerin de birer yılana benzediğini gördü. Sonra yılanlardan biri aniden dönerek kendi kuyruğunu ısırdı. Bu esnada da Kekule uyanıverdi.

Böylece karbon atomlarının zincirler seklinde halkalar meydana getirebileceğini rüya sayesinde fark edebilmişti. Bunun sonucu olarak iç yapısı çözümlenemeyen benzinin yapısı anlaşıldı.
 

DANTE VE İLÂHİ KOMEDYA:

Dante'nin oğlu J. Alighieri, babasının meşhur "İlahi Komedya" adli eserinin parçalarını toplarken 13 şarkisini bulamıyor. Bütün aramalar boşa çıkıyor. Bir gece rüyasında babasını beyazlar giymiş bir vaziyette görüyor. Dante'nin basında bir ışık, oğlunu hayatında iken oturduğu kendi odasına oturuyor. Eski zaman evlerinin karmakarışık dolapları ile arada kaybolmuş duran, hiç de dolap hissi vermeyen gizli bir yerde bu şarkıların durduğunu gösteriyor. Ertesi gün, rüyasında gördüğü yeri arayıp bulan Alighieri, kayıp olan 13 şarkiyi orada bulur.
 

BİR OPERANIN BESTELENİŞİ:

Richard Wagner "Tristan ve Isolde" adli operasının çok beğenilmesi, olağanüstü bulunması ve kendisine yapılan iltifatlar karsısında samimi bir arkadaşına su itirafta bulunur:

“Kıymetli dostum. Bu opera benim dehamın eseri değildir. Rüyamda gördüğüm ve işittiğim sesleri uyanır uyanmaz nota ile tespit ettim. Beğendiğiniz bu müzik, rüyalarımın sesidir. Benim zavallı kafam, böyle bir harikayı asla isteyerek ve düşünerek bulamazdı."

Yine Wagner, meşhur "Rhinegold" operasını tamamlamış fakat bir bölümünü zihninde tasarladığı gibi besteleyemediğinden rahatsız oluyordu. Nihayet bir gece uykuya dalmak üzere ilen gördüğü rüyadan faydalanarak eserini istediği şekilde tamamlamayı sonunda basardı.
 

ŞEYTAN SONATI:

Modern keman yayının mucidi G. Tartini, rüyasında şeytana esir olduğunu görmüştü. Gene bu rüyada Tartini şeytan ile alay etmek üzere, ona bir keman vermişti. Fakat ne görse beğenirsiniz: Şeytan en derin hayallerin bile meydana getiremeyeceği kadar güzel bir sonat çalıyordu. Tartini uyanınca bu müzikten hatırladığı kadarını yazarak, "Şeytan Sonati”yi meydana getirdi. Tartını bu rüya hikâyesini 1766'da astronom Joseph Lalande'a anlatmıştı.

Beethoven, Mozart, Schumann ve Saint-Saens gibi unlu kompozitörler, bestelerinin bir kısmını rüyalarında görerek notaya almışlardır.

İcat edici rüya görenler, rüyada gördükleri şeyleri ya doğrudan doğruya kullanmakta veya onlara sembolik bir anlam vermektedirler.
 

ŞAİRİN RÜYASI:

Sair Coleridge, Kubilay Han'la ilgili bir kitabi okumakta iken uykuya dalmıştı. Üç saat kadar iskemlesinde öylece uyudu ve bu sırada rüyasında 200–300 satirlik bir şiir yazdığını gördü. Bu rüyada, şiirle ilgili hayaller maddeleşmiş olarak belirmişti. Coloridge uyanır uyanmaz rüyadan hatırladığı satırları yazmaya başladı. Bu sırada bir ziyaretçi geldi. Bu nedenle çalışmalarına bir saat ara vermek zorunda kaldı. Sonra rüyanın kalan kısmını yazmak istedi, fakat o satırları unutup gitmişti. İste Kubilay şiiri böyle meydana geldi.
 

DICKENS'İN HABERCİSİ:

Ünlü yazar Charles Dickens'in gördüğü bir rüya da ilginç rüya örnekleri arasındadır. Dickens rüyasını söyle anlatıyor:

"Rüyamda, sırtında kırmızı bir sal olan bir hanim gördüm. Arkasını donmuştu. Bana doğru döndüğünde onu tanımadığımın farkına vardım. 'Ben Bayan Napier'im dedi'. Ertesi sabah uyandığımda giyinirken bu saçma rüyayı duşundum. Çok belirgin ancak hiçbir anlamı olmayan bir rüyaydı. Neden Bayan Napier? Ömrümde Bayan Napier diye birini hiç tanımamıştım. O gece kütüphanede kitap okudum. Az sonra Bayan Boyle ve ağabeyi geldiler. Yanlarında kırmızı sallı genç bir bayan vardı. Onu bana Bayan Napier olarak tanıttılar."

Dickens'in anlattığı türden rüyaların genelde çok belirgin olarak kendilerine özgü bir yani vardır.

 

Alıntı

    PERİ

  • Bayan Administrator
  • *

  • İleti: 4321
  • Rep: +323/-1
  • Cinsiyet: Bayan
  • evli ve çocuklu
    • Profili Görüntüle www.sevdaligul.com
  • Çevrimdışı
Bilim Adamlarına Işık Tutan Rüyalar
« Yanıtla #1 : 01 Ekim 2007, 23:57:18 »
dikiş makinesinin icatı ile ilgili yazıyı daha öncede okumuştum ve gerçekten çok ilginç bulmuştum .beyin sürekli çalışıyor ve sorunlara çözüm arıyor ,uyanık olduğumuz zamanlar başka işlerlede yorduğumuz beynimiz ancak uyku esnasında aslın çözüm bulamadığımız soruna odaklanıyor.bizlere simgeler ile mesaj yolluyor.ve bunlar rüyalar ile oluyor
aslında her sorunun çözümü beynimizde mevcutmuş.asıl mesele bu çözümlere ulaşma yöntemi imiş.
bunu bir yerde okumuştum ve inandırıcı buldum.
paylaşımın için teşekkürler hofeez


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
197 Gösterim
Son İleti 02 Eylül 2013, 19:45:31
Gönderen: sevdam1
0 Yanıt
77 Gösterim
Son İleti 17 Haziran 2016, 22:11:21
Gönderen: photoman
0 Yanıt
50 Gösterim
Son İleti 22 Ağustos 2016, 15:50:25
Gönderen: zubamba
0 Yanıt
57 Gösterim
Son İleti 18 Mayıs 2017, 16:25:26
Gönderen: fyzyc
0 Yanıt
51 Gösterim
Son İleti 17 Temmuz 2017, 16:28:31
Gönderen: tragedya27

web hosting Domain Web
İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sevdaligul.com forum sitemizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sevdaligul.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler sevdaligul@gmail.com  adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sevdaligul.com  yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.