|
||
| >> Genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına aşağıdaki satırları yazar: >> 'Sevgilim, >> Biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. Sütüm >> yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek amacıyla bir sütanne tuttum. >> Yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün >> etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. Haberin olsun dedim. >> Bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin umarım. >> Öptüm, >> Biricik eşin' >> Kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup yazar: >> 'Sevgili anneciğim, >> Karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir >> sütanne tuıtmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu >> yüzden bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. Bundan >> eşimi sorumlu tutamayız, tabii ki . >> Selam ve sevgilerimle' >> Annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar: >> 'Sevgili oğlum, >> Aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı. >> Ama biz fakir olduğumuzdan dolayı, sütanne tutamayıp onun yerine seni >> inek sütüyle beslemek zorunda kalmıştık. Bu durumda takdir edersin ki, >> senin safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben değilim. >> Seni seven annen' |
||
|
||
Taşı gediğine oturtmak işte böyle bir şey! Helâl olsun anneye. Ama safkan öküz olan biri annenin dediklerini de anlayamaz ki...
|
||