Kahpece indi dağlardan bir şafak vakti
Ren geyiklerinin boynuzlarında asılı nefret
Günün ağarmasına ramak kaldı
Çekip gidin damarlarımdan
Bir dağ yamacında
Saçlarımın ağarmasına anlar kaldı
Ey nefret boynuzları
Dağların azametine yürüyün
Bir şelale ağzında kırın boynuzlarınızı
Buralarda sert solunur sevdalar
Vadilere sıkışmış gibi
Yorgun rüzgarlar kadar
Ey nefret boynuzları
Bırakın ağaçlarda bilenmeyi
Dağların azametine yürüyün
Bir tohumun yüreğinde saklı sevdanızı
Sevdamın bileklerinde bileyin
Taşlardan ilerleyin nefret boynuzları
Dağların azametine yürüyün
Benliğimi titretip gidin
İz bırakmadan gidin yüreğimden
Boynuzlarınıza baykuş tünemiş
Göz gözü görmez, gözleri açık
Sarsılmayın
Dağların azametine yürüyün
Gizleyin nefretinizi baykuştan uyanık
Ey nefretin boynuzları
Gün ağarmadan yine gelin
Vurun kemiklerinizi taşlara
Kin bırakmayın
Aşk bırakmayın bu dağlarda
Kalırsa belki bir im kalır
O da bu şiir ki nefrete tanık
Yaralanmadan, usanmadan yürüyün
Dağların nefretini bulun
Bir nefret ki boynuzlarda sanık
Kaldıysa adımlarınızda bir bade aşk
Ey nefret boynuzları
Durmayın
Dağların azametine yürüyün
Ve bir de
Aşkınızı bu şiirde saklayın.
29/05/1999
Gürol Atılgan |