GüLe SeVDaLi BiR GeNçLiK

GENEL KÜLTÜR VE TARİH => Bayanların Evi => Dedikodu Yeri => Konuyu başlatan: PERİ - 23 Eylül 2007, 03:19:11

Başlık: ERKEK VE KADINLARIN AYRI DÜNYALARI....
Gönderen: PERİ - 23 Eylül 2007, 03:19:11
Başından büyük bir aşk geçmemiş her kadın için bu bir eksikliktir;
başından büyük bir aşk geçmiş her erkek için ise bu bir fazlalıktır.
Erkeğin hayatında belki bir aşka yer vardır. Kadının ise aşkında belki bir hayat..
Erkekler deli gibi âşık olurlar, zamanla akıllanırlar.
Kadınlar ise akıllı gibi âşık olurlar, zamanla delirirler.
Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiçbir şeyin değeri kalmaz. Âşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir. Çünkü âşık kadın "nasıl olsa bitecek" sezgisi ile hareket eder. Âşık erkek ise "nasıl olsa sonsuza dek sürecek" yanılgısıyla... Âşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.
Aşık olmak erkeğe yakışır. Kadına asla. Kadına yakışan sadece aşktır.
Aşksız bir erkek kendini kölesiz bir efendi gibi hisseder, aşksız bir
kadın ise efendisiz bir köle.
Kadın Ne İster?
Ne mi ister?
Hepsini ister.
Ve aynı anda.
Peki, erkekler ne ister?
Hem sevgili karıları hem de haremleri olsun isterler.
Peki, neden korkarlar?
Hem karısız hem de haremsiz kalmaktan korkarlar.
Kadın erkeğinin kendisine kul köle olmasını ister; olunca da ondan nefret eder. Erkek ise kadının kendisine köle olmasını istemez; olunca da onu sever.
Bir erkek kadından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var. Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.
Erkek kadının fiziksel görüntüsüyle; kadın ise erkeğin şehvetiyle tahrik olur. Onun için kadınlar karşılarındakini anlarlar; erkekler ise sadece görünen dünyayı.
Kadın terk edildiği ve aldatıldığı zamanlarda, bir de boşanırken hiç
tereddüt etmez. Kararlı, şuurlu ve son derece akıllı biçimde bütün strateji ve nokta hücumu taktikleriyle delirir.
Delilik, kadınların aklıdır. Ve sadece bu özellikleri bile, onların
erkeklerden daha üstün kabul edilmeleri için yeterli bir sebeptir.
Kadınlar, sezgileriyle her şeyi bilirler. Erkekler ise akıllarıyla hiçbir
şeyi bilemezler.
Kadınlar her şeyi görürler. Göremediklerini duyarlar.
Duyamadıklarını ise sezerler.. Dişilik yalnız algı kapılarını değil,bütün telepati, sezgi, altıncı his ve üçüncü göz kapılarını açan LSD, Mecaline, Psilosibin kadar güçlü bir iksirdir.
Kadınların sezgileri o kadar olağanüstüdür ki, onları erkeklerden çok daha üstün saymamak için hiçbir neden yok.
Sezgi de neymiş mi dediniz? Aklin eli, kolu, gözü, kulağı ve burnudur. Aklın dürbünü, pusulası ve radarıdır. Şahini ve tazısıdır.
Kapanı, tuzağı ve oltasıdır. Sezgi en kurnaz avcıdır. Sezgi olmasa ne bilim ne felsefe ne sanat olurdu.
Akıl mı?
Akıl sezginin uşağıdır. O kadar..
Sezgileri yerine bilgileri ile hareket eden bilgiç kadınlar kadar itici
yaratıklar düşünemem. Akıllıları ve kültürlüleri ise itici değillerdir ama sıkıcı olurlar çoğu zaman. Kadına en çok yaraşan ne akıl, ne bilgi, ne de kültürdür. İnce ve şuh bir zekadır...
Yılmaz ERDOGAN

Başlık: ERKEK VE KADINLARIN AYRI DÜNYALARI....
Gönderen: ђ๏Ŧєєz - 23 Eylül 2007, 17:54:35
Bu yazı tamamen nefsani ve dünyevi olgulardan yola çıkılarak ve son derece basit bir şekilde kaleme alınmış bence. Yukarıda sayılanların içinde doğru olanlar yok mu? Elbette var. Ama az sayıda... Burada bahsi geçen maddelerin bir çoğu insanda -hele bir de bu tür konulardan pek haberdar değilse- inanılmaz ön yargılara bile sebep olabilir.

Bizi yaratan Allah, her şeyi o kadar güzel ayarlamış ve belirlemiştir ki; biz insanlar bunları bildiğimiz takdirde zaten yukarıdaki basit şeylere ihtiyaç bile duymayız.

Meselâ, "başından büyük bir aşk geçmemiş olan bir kadın"ın bunu bir "eksiklik" olarak; "başından büyük bir aşk geçmiş olan bir erkek"in de bunu bir fazlalık olarak görmesi kadar mantıksız bir durum olamaz bence.

Ya da kadının aşka "nasıl olsa bitecek" gözüyle bakmak yerine bunu sonuna kadar devam ettirmek gibi bir gayrete girmesi mümkün değil midir?

Bir kadının erkeğinin kendisine köle olmasını istemesi ve sonra da isteğinin yerine gelmesi durumunda ondan nefret etmesi kadar büyük bir çelişki olabilir mi?

Kaldı ki, ben erkeklerin ve kadınların büyük bir çoğunluğunun yukarıda anlatıldığı gibi olmadığı kanaatindeyim. Bunu ancak Yılmaz ERDOĞAN ve onun gibi yüzeysel düşünen kişiler düşünür.

Bunlar tamamen şahsi fikirlerim, bunun altını kalın çizgilerle çiziyorum.

Ayrıca emeğine sağlık peri, teşekkür ederim. Bu tür konularda çok hassas olduğum için böyle şeyler görünce dayanamıyorum...